Yazı kategorisi: NOT

Sabit mi?

Her şey değişiyor: mevsimler, alışkanlıklar, ilişkiler, duygular, değerler; peki biz neden ısrarla değişime direniyoruz çoğu zaman? Direniyoruz da başımız göğe mi eriyor?

Mutlu olmak için belki de sabit fikirli olmamalı insan; hayata karşı biraz esnek olabilmeli, su gibi bulunduğu yere göre şekillenmeli…

Belki de “meli, malı” deme(meli)sek… ☺️

Reklamlar
Yazı kategorisi: NOT

Söz Perdesi

Sözcüklere aşık ve onları ustaca kullanabilen insanlar, kuvvetli dilleri ile, kırılgan kalpleri kaplayan zırhları bir çırpıda delip o kalpleri kolayca etki altına alabilmeleri hasebiyle güvenilmez görünür bana. Hele bazen öyle coşar, öyle aşka gelir ki bu ustalar, bir müddet sonra hedeflerinden kopup kelimelerin büyülü dünyasında kaybolur ve birlikte raks ettikleri sözcükler, ifade etmeye çalıştıkları özden ayrılıp bağımsızca koşar, dağılır dört bir yana. Hâlbuki öz bazen söz perdesinin ardında gizlidir… Velhasıl hiç kolay değildir, bu ustaların kendi zırhlarının ardındaki gerçek hislerini anlamak.

Gül

Yazı kategorisi: NOT

Kucak

En az 20 saniye boyunca birine sarılmanın, stresi azalttığı söyleniyor.

Yollarda, kartlara “free hugs” yazıp, hiç tanımadığı insanlara karşılık beklemeden kollarını açanlar, çağın yalnız bireylerinin gereksiz yakın temaslardan köşe bucak kaçtığını bilip ve fakat bu işin hayati önemini de fark ederek bir şekilde harekete geçenler olsa gerek.

Ne oldu, nasıl oldu da bu kadar uzaklaştı doğasından insan, dokunmaktan bile çekinir oldu yanındakine, onu bilemem lakin sanırım artık bu faydasını öğrenmekle, hiç değilse terapi niyetine kucak açabilir birbirine, sarılmak için ille de bir neden arayanlar.

Gül / Bir Yaz Sabahı / 2016

Yazı kategorisi: NOT

Yolcu


Yol uzun mu kısa mı önemsemeden,

Sonu nereye varır bilmeden,

Yolda olmak, yol almak iyi gelir,

Onulmaz sanılan yaralara,

Bunaltılara, acılara…

Öyleyse hemen yola çıkmalı!

Yol almalı, daha çok yol almalı!..

Gül / Temmuz / 2016

Yazı kategorisi: NOT

Anısız

Bir an ya da binlerce an gerisi… fark yok aralarında: anı artık hepsi.

Ne yaralar geçiyor, ne hastalıklar şifa buluyor, ne yıkıntıların üstüne yepyeni harikalar inşa ediliyor da anılar geçip gitmiyor işte, ille de iz bırakıyor, saklanmak istenmese de bellekte. Eski zaman düşü gibi bulanık anı parçacıkları buz dağının görünen kısmı bir de. Acı anılardan oluşan esas canavar, gizleniyor en derinlerde. Hem sadece kötü olanlarını değil, artık anı oldukları için ızdırap veren en güzellerini de bünyesinde barındırıyor… ve bu canavar, seni sarsacak bir küçük darbeyi bekliyor. Hemen ardından hortluyor tüm korkunçluğuyla, yutmak istercesine yaşam sevincini. Her ne kadar “ben an ve ötesini alayım, anılar saklamak isteyenlerde kalmalı” diyerek çırpınsan da, bırakmıyor seni, istemiyor ileri doğru bir adım atmanı.

Ne yapmalı ne etmeli de bu canavardan kurtulmalı! Belki de bulunmalı bir yolu ve silebilmeli insan anılarını…

Gül / Temmuz / 2016

Yazı kategorisi: NOT

İmkânsız!

Memleket hali, dünya hali, hayatın irili ufaklı bilumum halleri içinde debelenen ruhum, şöyle bir de Karadeniz gibi dalgalanınca kendi içinde, deli sorular uçuştu yine zihnimde…

İmkânsız sevdalar mıdır, gönüllerin baş köşelerinde el üstünde tutulup; özenle beslenip büyütülen; hâliyle, en kuvvetli olanlar… ve eğer öyleyse, bunun nedeni hayal etmenin sahip olmaktan daha uzun süre şahane hisler bırakmasından mıdır bellekte ve dahi ruhun derinlerinde? Yoksa bunlar sadece ben gibi hayalperestlerin uydurmaları; rengi git gide soluklaşan hayatı, rengârenk boya küplerine daldırıp çıkararak oyalanma halleri midir?

Bilemedim!..

Gül / Kasım 2015

Yazı kategorisi: NOT

Geceye Dair Bir Not

Geceyi severim ama daha çok, onun içindeki gizemi ve gerçeklerin üstünü örten sisli perdesinin aralığından hayallerin ışıltısının süzülmesini izlemeyi severim.

Derin vakitlerdir geceler, üretkenliği kamçılayan; kişinin kendi iç dünyasının keşfini kolaylaştıran; sakinliğe ve huzura davet eden vakitlerdir ve ben ne zaman geceyi bunlardan uzak geçirsem içimde tuhaf bir suçluluk duygusuyla uyanırım sabahına, sanki hakkını verememişim gibi gecenin… Belki tam da bu sebeptendir, artık eş dostla daha çok gündüzlerimi paylaşmayı sevmem… gece, benim kıymetlim olduğundandır belki de…

Gül / Bir Bahar Sabahı – 2015